DOLAR 7,8719
EURO 9,3001
ALTIN 487,42
BIST 10,2232
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Şartlar kötü gitse de Ateş, Ayşen’in yanından gitmeyecek

Şartlar kötü gitse de Ateş, Ayşen’in yanından gitmeyecek
09.10.2020
2
A+
A-

Dizide Ayşen ’le ilk kez tamircide karşılaşıyorsunuz. Sizin unutamadığınız bir ilk karşılaşma var mı?

– Pas! (Not: Furkan Andıç yanıtlamak istemediği soruya “Pas” diyerek yanıt veriyor. İlerleyen satırlarda da göreceğiniz üzere. Ne diyeyim, enteresan.)

Ateş karakterini eski Yeşilçam filmlerindeki karakterlere benzettim. Siz nasıl tanımlarsınız Ateş ’i?

– Ateş son dönemde ekranda görmeye alışık olduğumuz zengin aile çocuklarından değil. Daha yaşayan, daha gerçek bir karakter. Yeşilçam benzetmesine katılıyorum.

O dönemlerin filmlerine baktığımızda hâlâ keyifle izliyor olmamızın sebebi, hem gerçek, hem samimi hem de karakterlerin dolu dolu var olması bence.

Ateş de öyle biri gibi geliyor bana. Baktığımızda romantik bir adam değil, büyülü hareketleri yok ama sürekli sevdasının peşinde dört dönüyor.

Hep Ayşen ’in yanında olmak istiyor. Bu çok özel bir şey. Çünkü dışarıdan bakıldığında ne kadar uyuz, yalancı bazen de antipatik gibi görünse de, sevdiğinin yanında olmasını biliyor. Şartlar kötü gitse de, Ateş gitmeyecek Ayşen ’in yanından. Ateş ’in tek uğraşı, Ayşen ’e bunu göstermek. Çünkü hepimizin hayatlarında iyi-kötü şeyler oluyor ama kötü günde gerçekten kimin yanımızda duracağı konusunda emin olmak herkese nasip olan bir lüks değil.

class=’cf’>

PSİKOPAT BİR KARAKTERİ OYNAMAK İSTERİM

Romantik komedi denilince ilk akla gelen erkek oyunculardan biri oldunuz. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

– Hiç rahatsız olmuyorum. Romantik komedi oynamaktan keyif alıyorum. Çok farklı, beni zorlayacak karakterler de oynamak isterim. Psikopat bir karakter de bunların içinde. Doğru proje oldu mu neden olmasın? Ne kadar fenomen bir karakter yaratsan da, yıllar boyunca izleyicinin göz bebeği olsan da, bir noktada tatmin duygusunun kaybedileceğini düşünüyorum.

Peki “Esas hayalim şu” diyeceğiniz şey nedir?

– Oyunculuk adına esas hayalim diye bir şeyim yok açıkçası. Yapmam gereken daha çok şey var. Yıllardır yapamadığım tiyatro oyunu için vakit ayırmak istiyorum. Tiyatro, müzikal gibi canlı performans tarafında deneyim kazanmak, kendimi o tarafta geliştirmek istiyorum. Yıllar önce bir otelde animasyon yaparken oyuncu olmak istediğimi anlamıştım. Canlı performans gibisi yok.

Kamera arkasına da ilgi duyduğunuzu okumuştum. Bir gün film çekiyor olsanız en büyük ilham kaynağınız hangi yönetmen olurdu?

class=’cf’>

– İlham kaynağım ise çekeceğim filme göre değişir. Wes Anderson izlemek bana rüya gibi geliyor mesela. Çünkü kayıt dedikleri her plan bir görsel şölen. Öte yandan hikaye anlatımında Scorsese ’nin tarzını seviyorum. Riskli de olsa bir anlatıcı kullanmayı seviyor ve bunu çok başarılı yapıyor. Takip ettiğim her yönetmenin kendine göre çok güçlü olduğu yanları ilham veriyor.

Şartlar kötü gitse de Ateş, Ayşen ’in yanından gitmeyecek

İHALE ERKEKLERİN ÇIPLAKLIĞINA KALMASIN

Anne tarafınız Boşnak, baba tarafınız Trabzonlu. Kiev ’den İstanbul ’un özel üniversitelerine uzanan bir eğitim hayatınız var. Basketbol da bir dönem hayatınızda. Geçmişe dair bir şeyleri değiştirme seçeneğiniz olsa neye el atmak isterdiniz?

– Bu çok ilginç. Gerçekten dönüp baktığımda, 17-23 yaşları arasında çok karışmış hayatım. Çok fazla hızlı kararlar almışım ve hayatımın akışı sürekli değişmiş. Birçok şey için gereksizmiş dediğim oluyor ama hepsi bugünkü kimliğime erişmemde bana ayrı değerler kattı. Her şeyi aynı bırakayım ben en iyisi. (Gülüyor)

Son yıllarda erkek oyuncuların dizilerde “arzu nesnesi” olarak sunulmasına alıştık.  Siz de zaman zaman üstü çıplak sahnelerle dizilerde yer aldınız. Bu hal sizi rahatsız ediyor mu?

class=’cf’>

– Saatlerce tartışılacak bir konu. Bu işi bu noktaya getiren karar vericilere de söz hakkı vermemiz lazım. Nelerin yasak, nelerin serbest olduğunu herkes biliyor ekranlarda. O yüzden bu konuda ihale erkeklerin çıplaklığına kalmamalı. Kamera karşısındaki görünüm işin gereğiyse rahatsız olacak bir durum olmamalı. Doğru sahnede, doğru kurguda çıplak olmam gerekiyorsa, sahne gereği bir esprisi veya gerekliliği varsa neden olmasın? Tabii ki olacaktır. 

3 YILDIR PESKETARYEN BESLENİYORUM

Bedeninizi korumak adına hangi sporları yapıyorsunuz? Ne yiyip ne içiyorsunuz?  Peki ya zihninizi korumak adına önlemleriniz neler?

– Son dönemde kilo vermeye özen gösterdim, bu nedenle daha çok kardiyo bazlı spor yapıyorum. Üç senedir pesketaryen besleniyorum, sadece balık yiyorum. Zihnimi kontrol altına almak için kitap okuyorum. Engin Geçtan ’ın kitapları çok keyifli, “Tanrılar Okulu”na bazen tekrar tekrar göz gezdiriyorum. Roman olarak Hakan Günday ’ın kitaplarının hayranıyım. Onun yazdığı karakterlerden birini oynamak isterim eğer bir gün nasip olursa.

20 ’lerinizin en başında aşka bakışınız nasıldı? Şimdi nasıl?

– Tabii ki çok değişti. O günden bugüne birey olmanın ve karşımdakini bir birey olarak kabul etmenin ne demek olduğunu öğrendim. Sahip olmanın içi boş bir arzu olduğunu fark ettim. İnsanı, kendisi olduğu için sevmeyi öğrendim. Hâlâ yolum var. Bu son söylediğim kulağa kolay gelse de çok kolay değil. Ama iyi bir yerdeyim. İlişkilerimde karakter çatışmalarının aramızda bir sorun olmaması adına anlayışla karşılamaya özen gösteriyorum.

Âşık olduğunuz kadın “Hadi gel Arjantin ’e yerleşelim” dese gider misiniz?

– Arjantin fikri fena değil! Ama dürüst olacağım Arjantin çok çekici değil. “Bali yapalım” derim ona. (Gülüyor) Becerememişim belli ki, hâlâ sözde âşık olduğum kadının kararlarını sorguluyorum.

EZGİ GERÇEKTEN ÇALIŞKAN BİRİ

◊ Ezgi Şenler’le ilk kez bu sette mi karşılaştınız?
– Evet.

◊ Sizce nasıl bir oyuncu?

– Harika bir oyuncu, elinden gelenin her defasında en iyisini vermeye çalışan ve gerçekten çok çalışkan biri.

◊ Sette yaşadığınız komik anlar var mı?

– Pas!

◊ İkili olarak oynamayı en çok sevdiğiniz sahne hangisi oldu?

– Pas!

EZGİ ŞENLER 
10 yıl önceki aşkım masumdu ama şimdi aşkta mantığım başrolde

Dizideki Ayşen ’le benzer taraflarınız var mı?

– Ayşen ile Ezgi birbirine çok benzemiyor aslında. Ayşen ’in kendime benzettiğim özelliği ailesine çok bağlı olması ve onları üzecek bir şey yapmamaya çalışması. Ben âşık olduğumda Ayşen ’in Ateş ’e verdiği gibi sert tepkiler vermiyorum.

Rolü oynarken, “Ayşen ’in yerinde olsam şöyle yapmazdım” dediğiniz şeyler oluyor mu?

– Bazen tabii ki oluyor. “Acaba çok mu acımasız?” diye düşünüyorum. Ama senaryoyu ve içinde bulunduğu durumu kafamda tartınca hak veriyorum Ayşen ’e. Onun için dürüstlük ve güvenebilmek çok önemli. Ayrıca Ayşen 21 yaşında ve bazı hareketlerin yaşla ilgili olduğunu düşünüyorum. Hepimiz ilk kez âşık olduğumuzda değişik arızalar yaşatmışızdır karşı tarafa.

FURKAN AŞIRI TATLI BİR İNSAN

Dizi partneriniz Furkan Andıç ’la sette uyumunuz nasıl? Bizde “dizi ikilileri” çok sevilir. Ateş ve Ayşen ’in bu anlamda geleceğini nasıl görüyorsunuz?

– Furkan çok sıcakkanlı, yardımsever ve uyumlu bir partner. Aşırı tatlı bir insan. Sahnelerin üstünden beraber geçiyoruz, kendimizden bir şeyler ekliyoruz. Ayşen henüz aşkını kendine bile itiraf etmiş değil. Âşık olduğunu fark ettiğinde ve Ateş ’le bir şeyler yaşamaya başladığında büyülü bir dünyaları olacak gibi bir his var içimde.

SAMİMİYETİM ANKARA ’DAN KAYNAKLANIYOR

Set dışında neler yapıyorsunuz?

– Haftada bir, bazen iki gün çekimim olmuyor. Sete gitmediğim günleri evde dinlenerek, kedimle oynayarak ve meditasyon yaparak geçiyorum. Senaryo okuyorum, müzik dinliyorum. Yalnız kalmak çok iyi geliyor boş günlerimde.

Ankaralısınız. İstanbullular hep der, “Ankaralılar başkadır” diye. Sizin Ankaralı taraflarınız neler? Ve İstanbul ’da zaman zaman zorlandığınız oluyor mu bir Ankaralı olarak?

– Evet. Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı ’ndan mezunum. Konuşma tarzım, samimiyetim bence Ankara ’dan kaynaklanıyor. Ankara, İstanbul ’a göre küçük bir şehir ve Ankara ’da dostluklar daha samimi ve sıcak. İstanbul ’un insanı, hayatın hızından sanırım, daha mesafeli ve anlaşılmaz geliyor bana. Ankaralılar bence daha net ve sıcakkanlı insanlar. Ankara ’yı çok özlüyorum. Ailem, dostlarım, anılarım hep orada.

FURKAN O SAHNEDE BENİM HALİMLE ÇOK EĞLENDİ

Dizi ikilileri arasında bir kimya olmalı mı sizce? Malum, bu kimya meselesini bazı erkek oyuncular son yıllarda yanlış anladı…

– Kimya ve uyum çok önemli. Kimyanın oyunculukla, güzellikle ilgisi yok bence. Tamamen enerjiyle alakalı diye düşünüyorum.

Furkan Andıç ’la ilk kez bu sette mi karşılaştınız?

– Furkan ’ı ekrandan biliyordum ama evet, ilk kez bu işle tanıştık.

Sizce nasıl bir oyuncu?

– Hissettiğini seyirciye lafsız, sadece gözleriyle bile anlatabilen, gözlerinden duygunun fışkırdığını gördüğüm bir oyuncu. Beğenerek izliyoruz kendisini!

Sette yaşadığınız komik anlar var mı?

– Tabii ki oluyor. Ama en komiği, mutfaktaki kavga sahnesini çekerken ağzıma, yüzüme çiğ tavuklar, patlıcanlar, mercimekler atıldı ve Furkan o sahnede halimle çok eğlendi. Aynı şekilde ben de öyle!

İkili olarak oynamayı en çok sevdiğiniz sahne hangisi oldu?

– Hepsinin yeri ayrı benim için ama en çok hoşuma giden sahne, Ateş ’in Ayşen ’e babasını ve babasıyla yaşadığı sıkıntıları anlattığı an.

HİÇ KİMSE KATİL OLARAK DOĞMAZ

Kadın cinayetleri her geçen gün artıyor. Keza kadına şiddet vakaları da. Sizce bu erkek şiddetinin kaynağı yetiştirilmeyle mi ilgili? Bir kadın olarak bu olaya bakış açınız nasıl?

– Tabii ki yetiştirilme tarzı! Aileler erkek çocuklarını “Hep benim oğlum haklı, benim oğlum güçlü, benim oğlum ne yaparsa yapsın haklıdır” diye güya el üstünde tutmaya çalışırken sevgi, vicdan, merhamet ne demek çocuklarına vermiyor.

Kalbin temiz olması, büyürken saf ve temiz kalması çok önemli. Çünkü hiç kimse katil olarak doğmaz. Büyürken yaşadığı her şey bir travma oluşturuyor. Bu travmalar cinayet ve şiddet olarak dönüyor.

KALBİM BAZEN PASİF KALABİLİYOR

10 yıl önce aşka bakışınız nasıldı? Şimdi nasıl?

– 10 yıl önce ilk aşkımı yaşadım ve o aşkın saf, temiz, masum hali çok güzeldi. Saf ve salt sevgiyi o aşkta yaşadım. Şimdi aşka mantığım girmeye başladı. Kalbim bazen pasif kalabiliyor mantığımın yanında. Belki de beklentiler artıyor yaşla birlikte. O da etkiliyor bazı duyguları.

Peki şu an âşık mısınız? Değilseniz, nasıl bir aşk diliyorsunuz evrene?

– Hayır, âşık değilim şu an. Ama huzurlu, saygılı, empati kurabilen ve eğlenceli bir aşk gelir umarım.

Bir erkekte sizi hangi davranış rahatsız eder?

– Şiddet eğilimi ve kıskançlık.

Şu ana kadar kariyerinizi ve ilişkilerinizi daha çok hangisi yönetti? Kalbinizdeki iç ses mi yoksa mantığınız mı?

– Mantığım.

ARTIK ISIRMIYOR DUDAKLARINI

◊ Ve bir dedikodu sorusu: Furkan Andıç hâlâ sette dudaklarını ısırmaya devam ediyor mu? En kötü huyunun bu olduğunu söylemiş bir röportajında…
– Öyle miymiş? Hiç dikkatimi çekmedi. Bundan sonra dikkat edeceğim. Ama yapsaydı kesin görürdüm. Bence artık ısırmıyor dudaklarını!

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.