DOLAR 7,6410
EURO 9,3360
ALTIN 459,97
BIST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu

‘Bel ağrılarını hafife almayın’

‘Bel ağrılarını hafife almayın’
23.12.2020
1
A+
A-

Bel ağrıları toplumda sık görülen ağrılardan bir tanesi. Özellikle ileri yaşlarda sıklıkla görülen ağrılar arasında yer alıyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, bel ağrısı şikayetlerinin büyük bir çoğunluğunun kaslarda zayıflama, dikkatsiz ağır kaldırma ve yanlış duruştan kaynaklandığını belirterek, “Hareketsiz yaşam tarzı, aşırı kilo, stresli bir işe sahip olmak, yanlış oturma ve aktif sigara içiciliği bel fıtığı açısından risk oluşturmaktadır. Ülkemizde bu oran yüzde 75-80 düzeyindedir” dedi.

Dr. Ahmet Çapar, bel ağrısının sebepleri, tedavi yaklaşımları ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Bel ağrısının yaygın görülen, yaşam konforu anlamında sosyal ve ekonomik ciddi sonuçları olan bir sağlık sorunu olduğunu belirten, Dr. Çapar, “İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı yaşamaktadır. Ülkemizde bel ağrısı görülme oranı yüzde 75-80 düzeyindedir. Hareketsiz yaşam tarzı, aşırı kilo, uzun süre masa başında ve/veya bilgisayar başında çalışmak, yanlış duruş, sürekli oturma veya yatma pozisyonunda kalmak, uygunsuz pozisyonda ağırlık kaldırmak, sırt çantası veya diğer çantaları uygun pozisyonda taşımamak, bel ve omurga sağlığı açısından uygun olmayan yatak kullanmak bel ağrısı ve bel fıtığı açısından risk oluşturmaktadır” dedi.

Bel ağrısının hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Çapar, ”Düşme veya travma öyküsü varsa, uzun süren şiddetli ağrı yaşanıyorsa, hareketlerde kısıtlılık oluşturuyorsa, bacaklara da vuran ağrı, güçsüzlük ve uyuşma varsa, mutlaka vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurmak gerekir” dedi.

Bel ağrısı ve bel fıtığı için tedavi yaklaşımı
Bel fıtığı tedavisinde cerrahi yöntemin en son değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Çapar, ”Bel fıtığı tedavisinde temel yaklaşımın, bazı özel durumlar dışında ameliyatın son çare olarak değerlendirilmesi olmalıdır. Fıtığa bağlı sinir hasarı, ayaklarda düşme, idrar ya da dışkı tutamama gibi özel durumlar yoksa ameliyat en son tedavi seçeneğidir. Bel fıtığına bağlı ağrıların yüzde 85-90’ı ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, egzersiz, davranış tedavisi, manuel terapi uygulamaları ile tedavi edilebilmektedir. Bahsi geçen tedavi uygulamalarına rağmen 3-4 hafta içerisinde iyileşme sağlanamayan hastalarda girişimsel tedavi yöntemleri tercih edilebilir” dedi.

Bel ağrısı ve bel fıtığı için tedavi yöntemleri
Bel fıtığı tedavisinde ameliyatsız, yeni ve başarılı yöntemler kullanıldığını vurgulayan Dr. Çapar, ”Bu yöntemlerde fıtık hangi seviyede ise, hasar görüp ağrıya neden olan sinir nerdeyse tespit edilir. Doğrudan fıtık içine ya da ilgili sinir çevresine ince iğnelerle girilip tedavi edici ilaçlar verilir. Uzman ve deneyimli ellerle yapıldığı zaman son derece güvenlidir. Bu işlemlerden ilkine epidural enjeksiyon denilir. İkincisi fıtık içine ozon ve radyofrekans uygulamalarıdır.

Dr. Çapar, tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi:
”Epidural enjeksiyonlar farklı şekilde uygulanmaktadır. Belin orta kısmından yapılan, kuyruk sokumundan yapılan ve son olarak da direkt sinir kanalına fıtığın olduğu noktaya yapılan şeklinde olmak üzere üç farklı uygulama mevcuttur. Bunlardan son yıllarda en çok tercih edilen transforaminal epidural enjeksiyondur. Transforaminal enjeksiyon C kollu skopi denilen özel bir cihaz altında yapılmaktadır. İşlem ortalama 15-20 dk sürmektedir. İşlem sonrası hasta 1 saat kadar izlendikten sonra taburcu edilir. Bel fıtığı nokta atışı tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar kortizon ve lokal anestezik ilaçlardır. Bu ilaçlar, sinir ve fıtık etrafındaki ödem, iltihap ve yapışıklıkların giderilmesini sağlar. Kortizon uygun doz ve sayıda kullanıldığında güvenli ve etkili bir ilaçtır.

Transforaminal epidural enjeksiyon yönteminde ilaç dozu en düşük olup, tedavinin başarı oranı en yüksektir. Epidural tedavilerde ilaç dışında radyofrekans akım tedavisi de kullanılmaktadır. Özellikle, klasik tedavilerden fayda görmeyen, birkaç defa ameliyat geçirmiş olan, kortizon ve anestezik ilaç kullanmasında sakınca olan hastalarda tercih edilmektedir. Enjeksiyon C kollu skopi altında yapıldığı için iğnenin sinir kanalına girişi, kontrast maddenin sinir kanalında yayılması ekrandan canlı olarak görülerek son derece güvenli bir enjeksiyon yapılabilmektedir. Ağrı hastaların büyük bir kısmında ilk seansta kaybolmaktadır. İyileşme sağlanamayan az sayıda hastada işlem yılda 3-4 kez uygulanabilir. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde hızlı iyileşme sağlayan bir tedavi yöntemi olarak transforaminal epidural enjeksiyon direk sinir kanalı içerisine uygulanması yanında en etkili nokta atışı tedavisidir. Transforaminal epidural enjeksiyon uygulaması ile radyofrekans tedavisi kombine edilerak aynı seans sırasında uygulanabilir.

Radyofrekans tedavisinde omurga eklemlerindeki kireçlenmeye bağlı ağrıyı algılayan sinirlere ya da fıtığın bası yaptığı sinir köküne ağrı sinyalleri gönderme yeteneklerini geçici olarak kapatmak için radyo dalgalarının ürettiği ısı kullanılır. Prosedür aynı zamanda radyofrekans ablasyon olarak da bilinir. Ağrılı bölgeye yerleştirilen iğneler, radyo dalgalarını hedeflenen sinirlere iletir. Doktorunuz, iğnelerin doğru yerleştirildiğinden emin olmak için radyofrekans tedavisi sırasında görüntüleme yöntemleri kullanacaktır. Radyofrekans tedavisi en yaygın olarak bel,boyun ve sırt fıtığında uygulanır. Bunun yanından uzun süreli diz veya kalça eklemi ağrıları için ve dirençli topuk dikeninde de oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.

Proloterapi Uygulaması; bel ağrısı 100 hastadan sadece 2-3’ünde fıtık kaynaklı iken geriye kalan çok büyük bir hasta gurubunda bel bölgesindeki kas ve bağlardaki zedelenme sonucu oluşmaktadır. Fizik Tedavi Uzmanı tarafından yapılacak muayene ile zedelenmiş ve ağrıya sebep olan kas ve bağ noktaları tespit edilerek bu noktalara yapılacak Proloterapi enjeksiyonu ile ilk seanstan itibaren bel ağrılarınızda gözle görülür iyileşmeler sağlanabilmektedir.

Kuru İğneleme Tedavisi; kas içi olarak, gergin ve ağrılı noktalar üzerine ince bir iğne ile yapılan ilaçsız enjeksiyondur. En yaygın ve önemli kullanım alanı halk arasında kulunç girmesi denilen miyofasial ağrı sendromu ve iltihapsız kas romatizmasıdır (Fibromiyalji). Bunun dışında boyun ve bel fıtıklarında da güvenle uygulanabilir. Kuru iğne tedavisi, güvenli, yan etkisi olmayan, tedavi edici ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzman Hekimi tarafından uygulandığında zararsız bir yöntemdir.

Manuel Terapi; herhangi bir cihaz ya da ilaç kullanmadan elle uygulanan bir fizik tedavi yöntemidir. Ağrılı bölge, muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları ile bütüncül olarak değerlendirilir. Sonrasında manuel terapi ile eklemleri, kasları, kemikleri hareket ettirilerek eklemlerin doğru pozisyonda çalışması sağlanır. Bel bölgenizdeki ağrınız leğen kemiği ile kuyruk sokumu kemiğiniz arasındaki hareket bozukluğundan kaynaklanabilir ve bu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Hekimi tarafından yapılacak manuel terapi ile ilk seanstan itibaren tedavi edilebilir”.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.